Ana içeriğe atla

Öğretmenlikte tecrübeyi hissetmek

Beş seneden sonra öğretmenliği daha yeni yeni öğrendiğimi fark ediyorum acı ve şaşkınlık içerisinde. Neden acı diye sorarsanız, dört sene boyunca güzel ülkemin Siirt ilinde bir dağ köyünde görev yaptım. Orası ilk görev yerimdi. Daha kendi öğrenciliğim biteli iki ay olmuştu ki, şimdi bütün bir sınıf bana verilmişti. Ben ne öğretebilirdimki o bebelere? Karşımda umutla bakan kızlı erkekli yaklaşık 20 kişilik bir sınıf vardı. Allah'tan alanım Sosyal Bilgilerdi de, hiç olmazsa konu yönünden zorluk çekmedim. Aklına geleni söylesen bile ders ile alakalıymış gibi görünen bir branştı benimkisi. Ama gel gelelim sınıf yönetimi ya da öğretmenliğin kurallarına dair hiç de başarılı olduğum söylenemez. Tabi o zamanlardı bunlar. Şimdi şükürler olsun sınıf yönetimim de mükemmel, öğretmenlik kurallarına uyma seviyem de. gelelim ilk çalıştığım Siirtteki okuluma. müdürümün işgüzarlığı ve öğretmenler arasında ayrım yapması yüzünden ilk sene soruşturma geçirip mesleğimi, öğretmenliğimi kaybetme korkusu bile yaşadım. ve işin asıl acı olan tarafı ise benim zor durumda oluşumdan keyif alan öğretmenlerle aynı okulda çalışmaktı. hepsi değil tabi ama bir kişi vardı ki, ismini vermeyeceğim, çocukluğundaki ego açlığını insanlar üzerinden doyurmaya endeksli üzülesi bir varlık olarak ifade ediyorum kendisini.
 işte bu şekilde dört senemi Siirt ilinde öğretmenliği öğrenerek geçirdim. son sene çok güzeldi. artık ben hem sevilen bir öğretmendim ve hem de derslerimi keyif alarak işlemeye başlamıştım. sınıf içinde hiçbir öğrenci konuşmaz, sadece dersi dinlerlerdi. tabi ben istediğim zamanlarda. aksi halde sessiz bir sınıf hiç bir zaman tercihim olmamıştır. önemli bir konu anlatıyor olmadığım zamanlarda öğrencilerin özgürce kendilerini ifade etmeleri taraftarıyım.
velhasıl kelam şimdi Konya ilinde Akşehir ilçesinde tam istediğim gibi bir köy okulunda görev yapıyorum. okulum evime ve şehir merkezine de yakın. Motosikletle gidip geliyorum. eşimin çalıştığı okul da evimizin dibinde. yani keyfim yerinde diyebilirim. bu dört senelik sürede eşimle de sevgili gibi oluşumuzu hep ayrı kalışımızı anlatacağım yeri geldikçe. Fakat Bloğun asıl amacı öğretmenlikte yaşadığım ve yazmaya değer bulduğum anılarımı sizlerle paylaşmak. özelllikle sınıf yönetimi ve öğrenciyle öğretmen ilişkisi hakkında söyleyeceğim bir sürü marjinal şeyler olacaktır.
22.53
13.12.2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ-1

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak. Peki, bu nasıl olacak     ...

öğrencime kızmalı mıydım?

8. sınıfta bir öğrenci var ki işi gücü konuşmak. mantıklı olması şart değil, sırf ses tellerini titretip sinüs boşluklarındaki eksiklikleri doldurmak amacıyla bile konuşan bir tip. bu çocuğa konuşmamayı nasıl öğreteceğim bilmiyorum. PARDON burayı düzeltmeliyim. öğrenciler susturulmamalı. onlara özgür bir ortam sağlanmalı ve içlerinden gelen her şeyi söylemeliler. ben bunun en büyük savunucusuyum. gel gelelim ders kırk dakika ve müfredat derya gibi. merkezi sınavda çıkacak olan soru sayısı, konular belli ve rakipleri de yatmıyor. eğer bu yazıyı yabancı biri okuyacak olursa diye söyleyeyim. bizim ülkemizde bir öğrencinin en büyük düşmanı sıra arkadaşıdır. çünkü eğer bir öğrenci fen lisesine gidemiyorsa bunun tek sorumlusu, ondan daha çok çalışan ve fen lisesini kazanan diğer arkadaşıdır. neyse konudan fazla uzaklaşmak istemiyorum. şimdi bu öğrenci dersin ortasında herkes dikkatini toplamış beni dinlerken parmak bile kaldırmaksızın konuşmaya başlıyor. sadece bir defaya mahsus bir durum ...

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR Hepsini sıralamaya kalksak sabahlar olmaz. O yüzden elimden geldiğince az ama öz olanları sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim yaptığım ilk hata Öğretmenliği bir iş olarak görmekti. Mutlaka yaptığımız şeyin karşılığında bir para alıyordum ama bu işi sevmeye başladıktan sonra anladım ki ‘’yaptığım şey ‘’ diğer mesleklerden farklı. Dikkat edin meslek ya da iş demiyorum öğretmenlik için. Çünkü bence öğretmenlik bir iş olmaktan öte yaşam biçimi ya da devletin insanlarına vermiş olduğu bir ayrıcalıktır. Çünkü işiniz çocuklar, öğrenciler. Hepsi hayat dolu cıvıl cıvıl ve bunun içine sizleri de çekmeye çalışıyorlar. Hayatlarında bir şeyler ifade ediyorsunuz. Sizi seviyorlar hem de karşılıksız kinsiz bir şekilde. Öğrencilerin gözlerine bakın ;)) Bir anımı anlatayım bu olayla ilgili. Önceki görev yerimde bir öğrencime çok kızmış ve buna mukabil onu da üzmüştüm. Konuşmasına ve kendini savunmasına bile izin vermedim. Çünkü yaptığı şey çok kötü ve affı...