Ana içeriğe atla

öğrencime kızmalı mıydım?

8. sınıfta bir öğrenci var ki işi gücü konuşmak. mantıklı olması şart değil, sırf ses tellerini titretip sinüs boşluklarındaki eksiklikleri doldurmak amacıyla bile konuşan bir tip. bu çocuğa konuşmamayı nasıl öğreteceğim bilmiyorum. PARDON burayı düzeltmeliyim. öğrenciler susturulmamalı. onlara özgür bir ortam sağlanmalı ve içlerinden gelen her şeyi söylemeliler. ben bunun en büyük savunucusuyum. gel gelelim ders kırk dakika ve müfredat derya gibi. merkezi sınavda çıkacak olan soru sayısı, konular belli ve rakipleri de yatmıyor. eğer bu yazıyı yabancı biri okuyacak olursa diye söyleyeyim. bizim ülkemizde bir öğrencinin en büyük düşmanı sıra arkadaşıdır. çünkü eğer bir öğrenci fen lisesine gidemiyorsa bunun tek sorumlusu, ondan daha çok çalışan ve fen lisesini kazanan diğer arkadaşıdır.
neyse konudan fazla uzaklaşmak istemiyorum. şimdi bu öğrenci dersin ortasında herkes dikkatini toplamış beni dinlerken parmak bile kaldırmaksızın konuşmaya başlıyor. sadece bir defaya mahsus bir durum değil. benim de  bu gün hey heylerim üzerimdeydi (sinirliydim.) çocuğa normalden fazla bağırdım. burada yaptığım ilk hata günlük sorunlarımın bendeki etkisini sınıf içine kadar sokabilmiş olmam. oysa ben günlük sorunlarımı bırak sınıfa, okulun kapısından bile içeri sokmamak gerektiğini düşünen bir insanım. bu yüzden öğrenciye kızmış bulundum. gerçi öğrenci bunu çok da sorun yapmadı ama çocuğun yüzündeki ufacık bir değişiklik bile yaptığım şeyden pişman olmama yetti.
bugün yaptığım diğer hata ise, sabırsız olmamdı. öğrencim zaten hep böyle. peki neden diğer günler sabrettim de bu gün sabredemedim diye düşündüm. ve temelde gene bugün yaşadığım bir sorunun olduğunu fark ettim. sanırım yaptığım ikinci hata, ilkinden daha korkunçtu bana göre. peki ya bu akşam günün hesabını yapmasaydım. öğrenciye dair yaklaşımımda zerre değişiklik olmayacaktı. bunu telafi etmek adına yarın öğrenciyi yalnız yakalayıp biraz övgü yapacağım. derste konuşmasının ne gibi etkisi olacağına dair beraber çıkarımda bulunmaya da çalışacağım. son olarak da derste yaptığı iyi şeylere odaklanarak akşam olunca da babasını arayıp öğrencisinin bu ara derslere ilgili olduğunu ve başarısının arttığını söyleyeceğim. yok aslında öyle bir şey ama hiç olmazsa işin inanç kısmını da bu şekilde halletmiş olurum. yani baba oğluna inanmalı ki oğlu da başarılı olmak için kendinde bir sebep bulsun. Bu günlük bu kadar yarın vaktim olursa öğrencimle ilgili gelişmeleri burada paylaşacağım. Allaha emanet olun.
23.07
13.12.2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ-1

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak. Peki, bu nasıl olacak     ...

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR Hepsini sıralamaya kalksak sabahlar olmaz. O yüzden elimden geldiğince az ama öz olanları sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim yaptığım ilk hata Öğretmenliği bir iş olarak görmekti. Mutlaka yaptığımız şeyin karşılığında bir para alıyordum ama bu işi sevmeye başladıktan sonra anladım ki ‘’yaptığım şey ‘’ diğer mesleklerden farklı. Dikkat edin meslek ya da iş demiyorum öğretmenlik için. Çünkü bence öğretmenlik bir iş olmaktan öte yaşam biçimi ya da devletin insanlarına vermiş olduğu bir ayrıcalıktır. Çünkü işiniz çocuklar, öğrenciler. Hepsi hayat dolu cıvıl cıvıl ve bunun içine sizleri de çekmeye çalışıyorlar. Hayatlarında bir şeyler ifade ediyorsunuz. Sizi seviyorlar hem de karşılıksız kinsiz bir şekilde. Öğrencilerin gözlerine bakın ;)) Bir anımı anlatayım bu olayla ilgili. Önceki görev yerimde bir öğrencime çok kızmış ve buna mukabil onu da üzmüştüm. Konuşmasına ve kendini savunmasına bile izin vermedim. Çünkü yaptığı şey çok kötü ve affı...