Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLDU

Ülkemizin hazin gerçeklerinden biri de maalesef asgari ücretin miktarıdır. Maalesef asgari ücret, asgari yaşam şartlarının kat kat altındadır. Bu yüzden asgari ücreti en az üç bin lira yapmadıkça insanlarımızın yaşam şartlarında herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Çünkü siz asgari ücrete 500 TL zam yaptığınızda, önceki asgari ücrete alışkın olan insanlar bu parayla kendilerine taksitli telefon vesair alarak, o an için yükselen asgari ücret farkını da o telefonu üreten ülkelere kaptırmış olacaklar. O yüzden asgari ücret ne kadar oldu diye sormak yerine, asgari ücret alan insanların yaşamlarında ne gibi değişiklikler oldu diye sormamız lazım. Zira asgari ücretin artması veya azalması, bizim para birimimizin değer kaybetmesiyle zaten erimekte ve hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bu yüzden asgari ücreti artırmak için önce üretim yapmalı ve ülkemizi zenginleştirmeliyiz. Aksi taktirde asgari ücret 3000 veya 5000 de olsa hiçbir şey fark etmez. bu ülke geçmiş yıllardaki enflasyonlar yüzünde...

ÇOCUĞUMUN OKUL BAŞARISINI NASIL ARTIRABİLİRİM

Değerli öğrenci velileri. Çocuklarınızın başarılı olması için elinizden geleni yaptığınız halde istediğiniz başarıyı alamıyorsanız, sorgulamanız gereken şeyleri değiştirmenizin faydası olabilir. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki, bir öğrencinin başarılı olması için öğretmen, veli ve öğrenci faktörü çok önemlidir. Bu üç şey üzerine düşeni yaptığı zaman, öğrenci beklenen başarıyı mutlaka sağlayacaktır. Tabi ki öğretmenlerimiz üzerine düşenleri yapmakla birlikte, bu süreçte velilerin desteği de belirleyici rol oynamaktadır. Öncelikle öğrencinize okuldan geldikten sonra o gün okulda ne yaptığını sormanız gerekiyor. Bu belki her gün olmayabilir ama alışkanlık haline getirene kadar bunu her gün yapmanızın size bir zararı olacağını sanmıyorum. Günlük hayat telaşı iş güç belki çok zamanınızı alıyor olabilir. Ama bunların hangisi sizin çocuğunuzdan daha önemli olabilir ki. Ona değer verdiğinizi göstermenin en büyük yollarından biri de ona gününün nasıl geçtiğini sormanızdır. Çok bir şey kaybe...

DERSLERDE BAŞARILI OLMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Öğrencilerin derste başarılı olmasını belirleyen etmenlerin başında derse olan inançları gelmektedir. Eğer bir öğrenci o derste başarılı olabileceğine inanırsa ancak o zaman o derste başarılı olabilir. Aksi halde derste başarılı olmasını bekleyemeyiz. Bu, öğrencinin benlik algısıyla da alakalıdır. Eğer bir öğrenci kendine güveniyorsa ve başarılı olacağına inanıyorsa o zaman başarılı olmak için gerekli olan en önemli ve olmazsa olmaza sahiptir. Eğer çocukta bu yoksa ona ne kadar imkân sunarsanız sunun ondan beklediğiniz başarıyı alamazsınız. Akıllı tahtalar son model bilgisayar tablet veya sınıf ortamının hiçbir faydası olmaz. O yüzden bir öğrenciden derste başarı bekliyorsanız öncelikle onun kendine güvenmesini sağlamalısınız. Bu çok zor gibi görünebilir. Sonuçta çocukta bütün hayatı boyunca oluşan kırık özgüveni yeniden canlandırmanız gerekecek. Ama bunun kolay bir takım yolları da var. Mesela öğrenci ders içinde çok da önemli ve zor olmayan bir soruya cevap verdiğinde onu pekişti...

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ-1

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak. Peki, bu nasıl olacak     ...

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR Hepsini sıralamaya kalksak sabahlar olmaz. O yüzden elimden geldiğince az ama öz olanları sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim yaptığım ilk hata Öğretmenliği bir iş olarak görmekti. Mutlaka yaptığımız şeyin karşılığında bir para alıyordum ama bu işi sevmeye başladıktan sonra anladım ki ‘’yaptığım şey ‘’ diğer mesleklerden farklı. Dikkat edin meslek ya da iş demiyorum öğretmenlik için. Çünkü bence öğretmenlik bir iş olmaktan öte yaşam biçimi ya da devletin insanlarına vermiş olduğu bir ayrıcalıktır. Çünkü işiniz çocuklar, öğrenciler. Hepsi hayat dolu cıvıl cıvıl ve bunun içine sizleri de çekmeye çalışıyorlar. Hayatlarında bir şeyler ifade ediyorsunuz. Sizi seviyorlar hem de karşılıksız kinsiz bir şekilde. Öğrencilerin gözlerine bakın ;)) Bir anımı anlatayım bu olayla ilgili. Önceki görev yerimde bir öğrencime çok kızmış ve buna mukabil onu da üzmüştüm. Konuşmasına ve kendini savunmasına bile izin vermedim. Çünkü yaptığı şey çok kötü ve affı...

VELİLERİN EGİTİMDEKİ ONEMİ

VELİLERİN EĞİTİME FAYDALARI Eğitimi üç kanada ayırırsak bunlardan öğrenci ve öğretmenler kadar önemli olanı öğrenci velileridir. Bu üçünden birinde oluşacak olan sıkıntı tüm eğitim sürecine zarar vermektedir. Diyelim ki veli eğitime çok ilgili ve üzerine düşen görevi layıkıyla yaparak eğitim öğretim sürecine katkı sağlıyor. Öğrenci de anlattığım veli profiline uygun olarak derslerine çalışıyor, sorumluluklarını yerine getiriyor ve öğretmenin verdiğinden daha fazla ödev yapıyor. Peki öğretmen kanadını düşünelim. Öğretmen mesleğine değer vermeyen, öğrencileri sevmeyen ve öğrenci başarısı karşısında ne yapması ya da öğrencinin başarısızlığı karşısında ne yapması gerektiğini bilmeyen biriyse. O zaman öğrenciden fayda beklenebilir mi? Tabi ki hayır.  Zaten ülkemizde birçok öğretmenin iş olarak gördüğü ve sevmediği halde para kazanmak zorunda olduğu için yaptığı öğretmenlik mesleğini daha da zorlaştıran siz değerli veliler acaba öğretmene zarar vermenin yanında öğrencilerimize de dol...

MÜDÜR, MAKAMINDA İKİ ÖĞRENCİYİ ÖLDÜRDÜ (!)

Eğitim Şehidimiz Ayhan KÖKMEN Korkmayın başlıkta yazanın tam tersi gerçekleşti. üzülmenize gerek yok. ölen öğrenci değil, bir okul müdürü. iki çocuk babası Ayhan KÖKMEN. siz hayatınıza devam edin, umursamayın. nihayetinde yatarak para kazanıyoruz ya. sevinin hatta içten içe. Eğer çocuğunuzun cenazesi eve gelmediyse, okulda öldürülmediyse, sakın ola çocuğum okulda şiddet görüyor diye sosyal medyalarda şikayetçi olmayın. Zira dün iki çocuk babası, bir kadının eşi, koskoca okulun müdürü iki kendini bilmez hadsiz yüzünden şehit edildi . İki lise öğrencisi okul müdürünü tüfekle öldürdü.  Artık iki çocuk babasız kaldı. Dünden beri, akşamları harap oldu. Hayatlarında hiç tatmadığı duygularla yanıp kavruluyorlar. Babalarını özlüyorlar ama artık babaları yok İki kendini bilmez yüzünden. Bence devlet bu kendini bilmez liselileri değil, onların anne ve babalarını ya da onları o hale getiren tüm insanları cezalandırmalı. Tüm milleti, yüce dediğimiz Türk milletinin hepsini cezalandırmalı....

Başarılı Öğrenci Olmak

                   Bir öğrenci nasıl başarılı olur? Öğretmenliğe başlamadan önceki yıllarımı düşünüyorum da sizin başarı dediğiniz gerçekten matematikte en yüksek puanı almak mıdır? ya da girdiğiniz her sınavdan eksiksiz tam puan almak ve tüm derslerin pekiyi olması mıdır? peki öğrencimiz okula sadece ders öğrenmek için mi geliyor? İnsani değerleri ne kadar kazandığına bakmaksızın dersleri iyiyse benim öğrencim iyi diyebiliyorsunuz. ya da bir o öğrencinin öğretmeni iyi diyebiliyorsunuz. peki kişisel başarı nerede kaldı.                    Tamam eğittiğimiz çocuklar ilerde iyi bir meslek sahibi olabilir. ama eşini döven, çocuklarına vakit ayıramayan, kumar oynayıp milletin karısına kızına sarkıntılık yapan bir insan olma ihtimali sizi hiç korkutmuyor mu? Zira ülkemizde bu tanıma uyan binlerce insan var. üniversite mezunu olmuş ama insanlıktan sınıfta kalmış, matematiği çok iyi ama insan...

Liseye Geçiş Sınavı

(sekizinci sınıf öğrencilerimle TEOG'u bıraktık ülke kurtarıyoruz :)) 90 Soru olacak, bir kısmı açık uçlu olacak. sınav süresi 60 dakika, 90 dakika olacak vesaire vesaire. bunları bir kenara bırakalım da öğrencilerin durumu ne olacak onu  konuşalım. çocuklar hayatlarının en güzel zamanındalar. okulda son seneleri olmasının dışında arkadaşlıkları gelişti, bir çoklarının sekiz seneden beri birlikte olduğu sıra arkadaşıyla okulda en büyük sınıf olmanın tadını çıkarmak, biraz yaramazlık yapmak varken onları ders çalışmaya zorluyoruz. hem de ne zorlamak, öyle oğlum ders çalıştan ibaret değil bu zorlama. bahsettiğim zorlama geçen sene TEOG puanı beklediği gibi gelmediği için intihar eden sekizinci sınıf öğrencileri oluşturacak kadar fazla. maalesef onların zorlaşan hayatları için tek dayanakları olan anne babaları da onları ders çalışma çukuruna itiyorlar farkında olmadan. çocuklar içine girdikleri karanlıktan çıkmak için soru çözüyorlar, öğretmenin peşinde koşuyorlar, imkanı o...

Öğretmenliği Sevmek

Bu çok zorlanacağınız bir durum değil. Herkes işe gidiyorum derken siz okula gidiyorum, çocukların yanına veya oynamaya gidiyorum diyeceksiniz. O yüzden bu mesleği sevmekte zorlanacağınızı sanmıyorum. Bazı zamanlar sevmek zaman isteyebilir. Selvi boylum al yazmalım filmini hatırlarsınız. İnsanların caps yaptığı bir söylem var SEVGİ NEYDİ? SEVGİ EMEKTİ… İşte siz de öğretmenliği sevmek için emek vermek zorunda kalabilirsiniz. Ama genelde buna gerek kalmaz. Çünkü bu meslek kendini sevdire-bilme özelliğine sahiptir. Bunun için sadece öğretmen olduğunuzu benimseyin yeter.  Ve hiçbir zaman öğretmenliğinizi aldığınız parayla kıyaslamayın. Çünkü sizler bir öğretmenin aldığından çok daha fazlasını hak eder derecede önemli bir iş yapıyorsunuz. Yeni bir toplum yaratıyorsunuz. O yüzden bu işe sevgi katmazsanız, yarattığınız toplum, duygularını içe atan, sosyal ilişkileri bozuk, sizin gibi hayatını sevmeyen bir insan halini alacaktır. Ama siz sahip olduklarınızı severseniz, o zaman öğren...

Stajyer Öğretmenlik Yılları

malumunuz her öğretmen göreve başladığı ilk yıl stajyer olarak çalışır. hak olarak normal kadrolu öğretmenle tüm haklara sahiptir ancak konum olarak henüz onların seviyesine ulaşamamıştır. İzmirde yaz tatilimi yaptığım son sene atama yerimi de heyecanla beklediğim bir sene olmuştu benim için. çok merak ediyordum. hiç olmazsa deniz kıyısı olsun da neresi olursa olsun diyordum kendi kendime ve tercihlerimi de ona göre yapmıştım. ama sonuçlar bi açıklandı, pat Siirt ilindeyim. Siirt il merkezine en az bir saat uzaklıkta asfalt yolu olmayan, yokuş ve virajlarla dolu bir dağ köyündeydim. Köyden güzel bir resim     Kar yağdığı için kapanan yollar ve aç kalmasın diye öğretmenlere ekmek getiren öğrenciler :))  ilk sene öğretmen arkadaşlarım (!) evet arkadaş dediğime bakmayın siz, maalesef insanlığın alçalma sınırlarını da orada görmüş oldum. benden bir sene önce gelmiş olan kıdemli öğretmenler bana çok sıkıntı yaratmışlardı. bu kültür halen bir çok okulda devam e...

Öğretmen gerçekten yatarak mı para kazanıyor?

Halkımızın genelinde maalesef söylenegelen bir ifadedir öğretmenin yatarak para kazandığı. Peki gerçekten de yatarak mı kazanıyoruz? Gençliğimde bir çok işte çalıştığım için bu konuyu bir çoklarına göre ( hem öğretmen ve hem de öğretmenleri yatmakla suçlayan kesim.) daha çok bakışlı olarak görüp yorumlayabilirim. Evet bazen yatarak para kazanıyoruz. Ama bu yatış öyle sizin bildiğiniz ve anladığınız gibi bir yatış değil. Bunu anlamak için işin içine girmek lazım. Evime mobilyaları getiren mobilyacı bile öğretmen olduğumu duyunca yatarak para kazanıyorsunuz keşke ben de öğretmen olsaydım dedi. İçimden neden olmadın diye sormak geldi ama mantıklı bir cevap alamayacağımı biliyordum. Hiç olmazsa öğrenciyken ders çalışmak ilgimi çekmedi, zor geldi gibi bir cevap alamayacaktım. Bu yüzden hiç o konuya girmedim ve şunları söyledim.        - Evet ya dünyanın en rahat mesleği. iyi ki öğretmen olmuşum. Hem çocuklarla olmak da ayrı bir eğlence. Haftanın iki günü dersim olmuyor (...

öğrencime kızmalı mıydım?

8. sınıfta bir öğrenci var ki işi gücü konuşmak. mantıklı olması şart değil, sırf ses tellerini titretip sinüs boşluklarındaki eksiklikleri doldurmak amacıyla bile konuşan bir tip. bu çocuğa konuşmamayı nasıl öğreteceğim bilmiyorum. PARDON burayı düzeltmeliyim. öğrenciler susturulmamalı. onlara özgür bir ortam sağlanmalı ve içlerinden gelen her şeyi söylemeliler. ben bunun en büyük savunucusuyum. gel gelelim ders kırk dakika ve müfredat derya gibi. merkezi sınavda çıkacak olan soru sayısı, konular belli ve rakipleri de yatmıyor. eğer bu yazıyı yabancı biri okuyacak olursa diye söyleyeyim. bizim ülkemizde bir öğrencinin en büyük düşmanı sıra arkadaşıdır. çünkü eğer bir öğrenci fen lisesine gidemiyorsa bunun tek sorumlusu, ondan daha çok çalışan ve fen lisesini kazanan diğer arkadaşıdır. neyse konudan fazla uzaklaşmak istemiyorum. şimdi bu öğrenci dersin ortasında herkes dikkatini toplamış beni dinlerken parmak bile kaldırmaksızın konuşmaya başlıyor. sadece bir defaya mahsus bir durum ...

Öğretmenlikte tecrübeyi hissetmek

Beş seneden sonra öğretmenliği daha yeni yeni öğrendiğimi fark ediyorum acı ve şaşkınlık içerisinde. Neden acı diye sorarsanız, dört sene boyunca güzel ülkemin Siirt ilinde bir dağ köyünde görev yaptım. Orası ilk görev yerimdi. Daha kendi öğrenciliğim biteli iki ay olmuştu ki, şimdi bütün bir sınıf bana verilmişti. Ben ne öğretebilirdimki o bebelere? Karşımda umutla bakan kızlı erkekli yaklaşık 20 kişilik bir sınıf vardı. Allah'tan alanım Sosyal Bilgilerdi de, hiç olmazsa konu yönünden zorluk çekmedim. Aklına geleni söylesen bile ders ile alakalıymış gibi görünen bir branştı benimkisi. Ama gel gelelim sınıf yönetimi ya da öğretmenliğin kurallarına dair hiç de başarılı olduğum söylenemez. Tabi o zamanlardı bunlar. Şimdi şükürler olsun sınıf yönetimim de mükemmel, öğretmenlik kurallarına uyma seviyem de. gelelim ilk çalıştığım Siirtteki okuluma. müdürümün işgüzarlığı ve öğretmenler arasında ayrım yapması yüzünden ilk sene soruşturma geçirip mesleğimi, öğretmenliğimi kaybetme korkusu...