Ana içeriğe atla

MÜDÜR, MAKAMINDA İKİ ÖĞRENCİYİ ÖLDÜRDÜ (!)

Eğitim Şehidimiz Ayhan KÖKMEN
Korkmayın başlıkta yazanın tam tersi gerçekleşti. üzülmenize gerek yok. ölen öğrenci değil, bir okul müdürü. iki çocuk babası Ayhan KÖKMEN. siz hayatınıza devam edin, umursamayın. nihayetinde yatarak para kazanıyoruz ya. sevinin hatta içten içe. Eğer çocuğunuzun cenazesi eve gelmediyse, okulda öldürülmediyse, sakın ola çocuğum okulda şiddet görüyor diye sosyal medyalarda şikayetçi olmayın. Zira dün iki çocuk babası, bir kadının eşi, koskoca okulun müdürü iki kendini bilmez hadsiz yüzünden şehit edildi. İki lise öğrencisi okul müdürünü tüfekle öldürdü. Artık iki çocuk babasız kaldı. Dünden beri, akşamları harap oldu. Hayatlarında hiç tatmadığı duygularla yanıp kavruluyorlar. Babalarını özlüyorlar ama artık babaları yok İki kendini bilmez yüzünden. Bence devlet bu kendini bilmez liselileri değil, onların anne ve babalarını ya da onları o hale getiren tüm insanları cezalandırmalı. Tüm milleti, yüce dediğimiz Türk milletinin hepsini cezalandırmalı. Toplum olarak öğretmenlerin statülerini ayaklar altına aldık, yetmedi onları intihara sürükledik, o da yetmedi okul çıkışlarında bekleyerek öğretmenlere saldırdık, bununla da tatmin olmayıp sosyal medyadan öğretmenleri küçük düşürmek için elimizden geleni yaptık. Şimdi utanıyor muyuz bu yaptıklarımız için? Mutlaka utanıyoruz ama geç kalınmış bu utancın Ayhan KÖKMEN’İN babasız kalan iki çocuğuna ne faydası var. Allah belanızı versin hanginizin bu vahşette payı varsa.
Biz nasıl toplumduk da ne hale geldik. Osmanlı Devletinin en güçlü zamanında Fatih Sultan Mehmet’in öğretmeni karşısında, sultan olan babası bile sesini çıkaramazken, şimdi iki kendini bilmez serseri şerefsiz yüzünden koskoca okul müdürü iki çocuk babası Ayhan KÖKMEN öldürüldü. Ve asıl üzücü olanı ise ne sosyal medyada ne de haberlerde şehitlerimize laf uzatan moda ikoncukları ya da halkımızla dalga geçen ve kalıba döksen beş para etmez şöhretler kadar bile yer tutmadı. Size de helal olsun. Kaçınız Ayhan KÖKMEN’in şehit edilmesinden sonra o Bimer’i arayarak okullara güvenllik görevlisi verilsin diye istekte bulundunuz. Bimer’i aramak çok zor olmasa gerek. Siz veliler bunu biz eğitim çalışanlarından çok daha iyi bilirsiniz. Allah muhafaza o değerli çocuklarınız, yanlışlarını görmek istemediğiniz ve ortada bir yanlış varsa hep öğretmeni suçlayarak o adaletsiz şekilde temize çıkardığınız çocuklarınıza bir öğretmen çaresiz kalıp bir fiske vurmuş olsa ortalığı inletirsiniz. Dağları taşları yerle bir eder dümdüz edersiniz. Konu komşuya da haber verir ve toplu olarak o öğretmeni şikayet edersiniz. Ama İzmir’in Ödemiş ilçesinde öldürülen Kaymakçı Lisesi okul müdürü Ayhan KÖKMEN sizin için hiçbir anlam ifade etmiyor değil mi? Utanmayın evet deyin. Ne kadar umursadınız? Kaçınız Allah Rahmet etsin dedi. Gerçi Ayhan KÖKMEN’in sizin rahmetlerinize ne kadar ihtiyacı var orası da tartışılır ya. Hepimizden çok rahmeti hak eden ve alacak olan da kendisidir. Sizin o öğretmenlere yaptığınız haksızlığı hangi rahmet giderir merak etmekteyim.
Ulan izlediğiniz dizilerde ölen bir karakter kadar bile üzülmediniz ya eğitim şehidimiz Ayhan KÖKMEN’e size de helal olsun. Yazık, hepinize çok yazık. Peki o müdür öldürülmemiş olsaydı ve çocuğunuz onun okulunda şiddet görmüş olsaydı ne yapardınız? Her anne baba gibi sinirlenerek okula gidip önce müdürün odasını basarsınız. Kapıyı bile çalma nezaketi göstermeksizin gene haklı olarak (!) kapıyı açar ve ahırdaki hayvanlarınızın yanına giriyormuş gibi okul müdürünün odasına gidersiniz. Kaba ağzınızla başlarsınız dinlemeden veryansın etmeye. Karşınızdaki okul müdürü edebini bozmaz ve sizi dinler sabırla. Nefes almak için bağırıp çağırmaya ara verdiğinizde sustunuz sanır edebinizden ve tam size açıklama yapıp haklı olacağınızı söyleyecektir ama siz gene devam edersiniz kulaklarınız tıkalı beyniniz kaynamış kazan gibi bağırıp çağırmaya. Nihayetinde müdür sinirlenip de size aynı sizin gibi cevap verecek olursa hemen oradan çıkıp ilçe milli eğitim müdürlüğüne şikayet edersiniz okul müdürünü. Öfkenizi susturmaya bu da yetmez bimeri ararsınız şikayet edersiniz. O da yetmez eşinizi dostunuzu komşunuzu da doldurursunuz okulun müdürüne karşı. Sonra diğer veliler de ön yargılı bir şekilde okulun yanından geçerken dur şu okula uğrayıp müdürün ağzının payını vereyim diyerek girer içeri. Senaryo aynı.
Sayın veliler siz busunuz işte! Hepiniz bu kadarsınız. Ve biz size rağmen öğrencilerimizi sevmeye ve onları eğitmeye devam edeceğiz. Sizin gibilerin çocuklarını ise şanssız çocuklar olarak görüp onlara daha çok özenecek ve sizler gibi olmamaları için elimizden geleni yapacağız.

Yazdıklarım bazılarınıza dokunmuş olabilir. Zaten bunları okuduktan sonra vicdanınızda rahatsızlık duymuyorsanız insanlığınızı bir gözden geçirin derim. Belki vicdan terazinizin ibresi bozulmuştur. Şükürler olsun tanıdıklarım arasında yukarıda anlattıklarıma uyan veli yok ve umarım da olmaz. Yanlışım varsa diye yorum kısmı herkese açıktır. İstediğiniz yorumu yapabilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ-1

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak. Peki, bu nasıl olacak     ...

öğrencime kızmalı mıydım?

8. sınıfta bir öğrenci var ki işi gücü konuşmak. mantıklı olması şart değil, sırf ses tellerini titretip sinüs boşluklarındaki eksiklikleri doldurmak amacıyla bile konuşan bir tip. bu çocuğa konuşmamayı nasıl öğreteceğim bilmiyorum. PARDON burayı düzeltmeliyim. öğrenciler susturulmamalı. onlara özgür bir ortam sağlanmalı ve içlerinden gelen her şeyi söylemeliler. ben bunun en büyük savunucusuyum. gel gelelim ders kırk dakika ve müfredat derya gibi. merkezi sınavda çıkacak olan soru sayısı, konular belli ve rakipleri de yatmıyor. eğer bu yazıyı yabancı biri okuyacak olursa diye söyleyeyim. bizim ülkemizde bir öğrencinin en büyük düşmanı sıra arkadaşıdır. çünkü eğer bir öğrenci fen lisesine gidemiyorsa bunun tek sorumlusu, ondan daha çok çalışan ve fen lisesini kazanan diğer arkadaşıdır. neyse konudan fazla uzaklaşmak istemiyorum. şimdi bu öğrenci dersin ortasında herkes dikkatini toplamış beni dinlerken parmak bile kaldırmaksızın konuşmaya başlıyor. sadece bir defaya mahsus bir durum ...

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR

ÖĞRETMENLİKTE EN ÇOK YAPILAN HATALAR Hepsini sıralamaya kalksak sabahlar olmaz. O yüzden elimden geldiğince az ama öz olanları sizlerle paylaşmak istiyorum. Benim yaptığım ilk hata Öğretmenliği bir iş olarak görmekti. Mutlaka yaptığımız şeyin karşılığında bir para alıyordum ama bu işi sevmeye başladıktan sonra anladım ki ‘’yaptığım şey ‘’ diğer mesleklerden farklı. Dikkat edin meslek ya da iş demiyorum öğretmenlik için. Çünkü bence öğretmenlik bir iş olmaktan öte yaşam biçimi ya da devletin insanlarına vermiş olduğu bir ayrıcalıktır. Çünkü işiniz çocuklar, öğrenciler. Hepsi hayat dolu cıvıl cıvıl ve bunun içine sizleri de çekmeye çalışıyorlar. Hayatlarında bir şeyler ifade ediyorsunuz. Sizi seviyorlar hem de karşılıksız kinsiz bir şekilde. Öğrencilerin gözlerine bakın ;)) Bir anımı anlatayım bu olayla ilgili. Önceki görev yerimde bir öğrencime çok kızmış ve buna mukabil onu da üzmüştüm. Konuşmasına ve kendini savunmasına bile izin vermedim. Çünkü yaptığı şey çok kötü ve affı...