Ana içeriğe atla

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ-1

ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ
Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak.
Peki, bu nasıl olacak
            Her öğretmen gibi ben de bu meslekte acemilik yaşadım, yanlışlar yaptım ve mesleği nasıl yapmam gerektiğini beş senenin sonunda yeni yeni öğrenmeye başladım. Ders anlatmak
            Üzere atandığım okulda ilk girdiğim dersi, ilk sınıfı hatırlıyorum. Sekizinci sınıfların inkılap tarihi dersiydi. Karşımda 20 tane öğrenci vardı. Dillerine yabancı olduğum, kültürlerine yabancı olduğum ve hayattan beklentilerini bilmediğim 20 tane öğrenci. Fazla heyecanlanmamış olsam da o kırk dakikalık dersi hiç unutmuyorum. Köy okulunda olduğum için öğrenci kitlesi de öyle öğretmeni dinleyen başarılı ve gelecekten umutlu öğrencilerle dolu bir sınıf değildi. Bulunduğum yerde kız öğrenciler liseye gönderilmediği ve sınıfın yarısını da umutsuz kız öğrencilerin oluşturması en büyük sorundu benim için. Kız Öğrenciler nasıl olsa liseye gitmeyeceğim mantığıyla dersi dinlemek yerine okul hayatlarının son senesini en eğlenceli şekilde geçirmek istiyorlardı, belki de haklı olarak. Ben de bunun tam aksine sanki onlar fen lisesine gidecekmiş gibi ders anlatmaya çalışıyordum.
Peki, yukarıda anlattıklarımda ilk hatam neydi? Öğrencileri tanımıyor olmak. Mesela kız öğrencilerin lise beklentileri olmadığını bilseydim ne kendimi ne de onları o kadar zorlamazdım. Gelelim erkek öğrencileri tanımıyor oluşumun yarattığı sıkıntıya. Mezun olan erkek öğrencilerimden sadece üç tanesi lise okudu ve diğerleri çoban ya da tarım işçisi olarak hayatlarına devam ettiler. İşin üzücü tarafı da 8. Sınıftan mezun olan öğrencilerimden bir tanesi okuma yazma bile bilmiyor, adını yazamıyordu. Bunu toplantıda dile getirdiğim zaman benden daha kıdemli olan öğretmenlerden bir tanesi dalga geçercesine güldü ve müdür de bu duruma sessiz kaldı.
Öğrencileri tanıyor olsaydım sizce kendimi ilk sene bu kadar da zorlar mıydım? Kendim bir yana onları bu kadar zorlar mıydım? Mezun olan kız öğrencilerimi düşünün derste öğrendikleri hayatlarında ne işe yarayabilir ki lise eğitimlerine devam etmedikten sonra.

Değerli mesai arkadaşlarım. Öğrencileri tanımak öncelikli hedefimiz olsun. Klasik şekilde tanımak demiyorum. Öğrencinin adından soyadından ve ne olmak istediğinden ziyade NE İSTEDİĞİNİ, hayattan beklentisinin ne olduğunu öğrenmemiz lazım. Sınıf yönetimi konusu biraz uzun bir konu olduğu için daha sonraki yazılarımda sınıf yönetimi ile ilgili tecrübelerimi ve size de faydalı olduğunu düşündüğüm yazıları sizlerle paylaşacağım. Hepinize mutlu mesailer diliyorum.

Yorumlar