ETKİLİ SINIF YÖNETİMİ
Sınıf yönetimi birçok öğretmenin meslekte en çok
zorlandığı işlerden birisidir. Sınıfta her türden öğrencinin olması ve
hangisine nasıl davranmanız gerektiğini bilmiyor oluşunuz hem sizi hem de
öğrencileri zor duruma düşürmektedir. Öğrenci açısından özellikle dersinize
önem veren ve sizlerden bir şeyler öğrenmeyi bekleyen öğrencilerin öğrenmesi
olumsuz etkileneceği için etkili sınıf yönetimi becerisi kazanmanız çok
önemlidir. Eğer sınıfta yönetmenin siz olduğunuzu unutursanız ve öğrencilerden
biriymiş gibi davranırsanız bunun acısını her alanda çekersiniz. Hem iyi bir
öğretmen olarak anılmazsınız, hem öğrenciler sizi ve dersinizi ciddiye almaz ve
hem de dışarda veliler sizden olumsuz bir şekilde bahsederek motivasyonunuzu
düşürebilir. Bu yüzden etkili sınıf yönetimi konusunda kendinizi her daim
geliştirmeniz gerekmektedir. Öğretmenliğin en büyük silahlarından biridir
etkili sınıf yönetim becerisine sahip olmak.
Peki, bu nasıl olacak
Her öğretmen gibi ben de bu meslekte
acemilik yaşadım, yanlışlar yaptım ve mesleği nasıl yapmam gerektiğini beş
senenin sonunda yeni yeni öğrenmeye başladım. Ders anlatmak
Üzere
atandığım okulda ilk girdiğim dersi, ilk sınıfı hatırlıyorum. Sekizinci
sınıfların inkılap tarihi dersiydi. Karşımda 20 tane öğrenci vardı. Dillerine
yabancı olduğum, kültürlerine yabancı olduğum ve hayattan beklentilerini
bilmediğim 20 tane öğrenci. Fazla heyecanlanmamış olsam da o kırk dakikalık
dersi hiç unutmuyorum. Köy okulunda olduğum için öğrenci kitlesi de öyle
öğretmeni dinleyen başarılı ve gelecekten umutlu öğrencilerle dolu bir sınıf
değildi. Bulunduğum yerde kız öğrenciler liseye gönderilmediği ve sınıfın
yarısını da umutsuz kız öğrencilerin oluşturması en büyük sorundu benim için.
Kız Öğrenciler nasıl olsa liseye gitmeyeceğim mantığıyla dersi dinlemek yerine
okul hayatlarının son senesini en eğlenceli şekilde geçirmek istiyorlardı,
belki de haklı olarak. Ben de bunun tam aksine sanki onlar fen lisesine
gidecekmiş gibi ders anlatmaya çalışıyordum.
Peki, yukarıda anlattıklarımda ilk hatam neydi?
Öğrencileri tanımıyor olmak. Mesela kız öğrencilerin lise beklentileri
olmadığını bilseydim ne kendimi ne de onları o kadar zorlamazdım. Gelelim erkek
öğrencileri tanımıyor oluşumun yarattığı sıkıntıya. Mezun olan erkek öğrencilerimden
sadece üç tanesi lise okudu ve diğerleri çoban ya da tarım işçisi olarak
hayatlarına devam ettiler. İşin üzücü tarafı da 8. Sınıftan mezun olan
öğrencilerimden bir tanesi okuma yazma bile bilmiyor, adını yazamıyordu. Bunu
toplantıda dile getirdiğim zaman benden daha kıdemli olan öğretmenlerden bir
tanesi dalga geçercesine güldü ve müdür de bu duruma sessiz kaldı.
Öğrencileri tanıyor olsaydım sizce kendimi ilk
sene bu kadar da zorlar mıydım? Kendim bir yana onları bu kadar zorlar mıydım?
Mezun olan kız öğrencilerimi düşünün derste öğrendikleri hayatlarında ne işe
yarayabilir ki lise eğitimlerine devam etmedikten sonra.
Değerli mesai arkadaşlarım. Öğrencileri tanımak
öncelikli hedefimiz olsun. Klasik şekilde tanımak demiyorum. Öğrencinin adından
soyadından ve ne olmak istediğinden ziyade NE İSTEDİĞİNİ, hayattan
beklentisinin ne olduğunu öğrenmemiz lazım. Sınıf yönetimi konusu biraz uzun
bir konu olduğu için daha sonraki yazılarımda sınıf yönetimi ile ilgili
tecrübelerimi ve size de faydalı olduğunu düşündüğüm yazıları sizlerle
paylaşacağım. Hepinize mutlu mesailer diliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder